30 Aralık 2008

İnvert Bal


Son günlerde bloglardan okuduğum kadarıyla bir invert tartışmasıdır gidiyor. İster istemez hiç bilgi sahibi olmadığımız bu invert olayına girmek istedim. İlk önce kelimelerin tanımıyla başlayalım derim. Bal,arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarların, arıların bal midesi denilen orgalarında 'invertaz' enzimi yardımıyla kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir.Nektar bala çevrilirken arıalr salgıladıkları intertaz enzimi sayesinde sakkarozu inversiyona uğratarak fruktoz ve glikoz şeklinde basit şekerlere dönüştürürler fermantasyonun meydana gelmesi önlemek için kanat çırparak ve bezeri hareketlerle balın suyunu uçururlar. İNVERSİYON Sakkarozun asit ortamda parçalanarak glikoz ve fruktoza ayrılması olayına verilen addır.Tepkime sonucu meydana gelen eşmolar glikoz ve fruktoz karışımına ise invert şeker denir.Niteliği düşük balda sakkaroz oranı yüksektir ve kolay kristallenir. Reçel ve marmelat yaparken ,şeker çözeltisine limon suyu veya sitrik asit ilave edilip ısıtılarak invert şekere dönüştürülür.Kısaca invert şeker kristallenmenin önlenmesi amacıyla tercih edilir.
Sakkaroun polarize ışığı çevirme derecesi +66,5 o' dir .Asitlerle ısıtılarak veya invertazla hidroliz edilen sakkaroz çözetisinden eş miktarda fruktoz veya glukoz glukoz meydana gelir ve çözeltinin çevirme derecesi negatifleşir.Glukoz +52,7 o ve fruktoz -92,4 o çevirme açısına sahiptir.Hidrolize ışığı çevirmesi sağdan sola kayar.Bu nedenle bu olaya inversiyon adı verilmiştir.
Günümüzde bal doğal ve yapay olarak üretilebilmektedir.Yapay bal sakkarozun inversiyonu ile elde edilen şurup olarak tanımlanır. Ancak polifruktozanların (insülin gibi) hidrolizi ile de yapay bal elde edilebilir. % 75 lik sakaroz çözeltisi asi hidrolizi ile veya invertaz ile parçalanır. İnversiyonda kullanılan asitin fazlası sodyumkarbonat ile nötrleştirilir. Aroma maddeleri katılır,kristalizasyonu engellemek için dekstrin eklenir. Şurubn ısıtılması sırasında fruktoz ve glikozun parçalanmasıyla hidroksimetilfurfural (HMF) oluşur ki bu madde bal için bir indikatördür.Ballar ısıtılınca meydana gelen bu HMF insanlar için zararlı olan bu maddedir ve bal içinde dünya standartlarına göre tespit edilmiştir.Hilesiz balın HMF değeri %0-4 mg arasında değişirken yapay balın ki % 100-150 mg arasındadır.
Kısacası bu HMF değerlerin dışındaki veriler insanlar için zararlıdır ve DÜnya Standartları vardır. Ama nitekim ARILARI bilemem......
Burdan arıcı dostlarıma tavsiyem bloglardan yayınlanan (bu benim içinde geçerli) herşeyi doğrudur diye kafanıza yerleştirmeniz. Bilelim ki bilgi bir derya deniz burdan biraz olsun bizlerde faydalanalım. Bunun yoluda yine en basit yolu internetten geçiyor......Yolunuz BİLİMİN OLSUN..

www.katalizor.net
sitesinden alınmıştır. teşekkürler katalizör.....


26 Aralık 2008

Soğuk Havalar



Kış mevsiminin derinden hissedildiği şu günlerde arıcılık için pekte parlak olmayan günler geçirmekteyiz. Ülkemizin diğer bölgelerine göre kışın saman alevi gibi geçtiği bölgemizde de bazı zamanlar arılar keşke hiç dışarı çıkmasa demiyor değiliz. Bu günlerde çiçeklenmesi olan, yöremizde "yenidünya" denilen bitkinin cazibesine kanan bizim elemanlar malesef yolda veya tozlaşma esnasında aynen deniz altında vurgun yemiş gibi soğuğa maruz kalıp oracıkta can vermekteler.Ha çokmu zarar veriyor bence arıları etkileyecek kadar çok zarar vermiyor. Bu durumun elbette zararı kadar faydasıda var buda üreme işlevinin hız kessede devam etmesi, polen ve bal akımının devam etmesi oluyor.Bu sezon kararımı verdim arılara kek vermeyeceğim bakalım ne olacak, zaten içerisinde yeterince bal bıraktım çok isterlerse onu yesinler........"Bu ARADA VARROA İLAÇLAMASINI UNUTMAYALIM ARKADAŞLAR"


10 Kasım 2008

Kışlık yerimiz



Arılarımızı yeni yerimize taşıdık, kışın gelmesi ile yazın bal almak için bıraktığımız ovayı terkederek püren olduğunu umduğumuz dağlık kesime getirdik.Açıkçası kuraklıktan dolayı pekte içaçıcı bir püren yok ama yinede ya nasip dedik en azından ümidimiz var dedik. Bal sağımından sonra invert olmayan şerbetlerimizi arılara elimizden geldiğince hazırlayarak arılarımıza ikram ettik. Bu invert şerbet açıkçası arıcılar arasında bayağı moda bu sıralar ama ben pek araştırma vakti bulamadım birazda bana zahmetli geldi ondan kaçındım, başkacada bir niyetim yoktur. Bizler tabiki bilim adamı değiliz bizler arıcılar olarak sadece uygulayıcıyız. Bilim adamları tarafından bilimsel olarak yapılmış araştırmaların sonuçlarına göre kendimize ne uygun gelirse onu uygulamak durumundayız. Tabiki ister uygular ister uygulamayız ama sonuçlarına bireysel olarak biz arıcılar katlanmak durumundayız. Şu anda kışa girmek üzere olduğumuz şu günlerde bizlere düşen arıların besin durumunu kontrol etmek eksikse takviyede bulunmak ve en önemlisi varroa ile uygun teknikle mücadelede bulunmak. Olsun veya olmasın varroa ile mücadele etmeliyiz. Bizim arıların üzerinde bir kaç tane varroa görmemiz demek varroanın arıyı teslim almasına az kalmış, bizde ilaçlama olarak geç kalmışız demektir. Bunun el bet bir hesaplama yöntemi var ama tam hatırlayamadım. Onun için siz siz olun varroa yı arının üzerinde görmemeye bakın. Birde kışı sert geçen bölgeler için bu günler son günler hatta son günlerde gelmiş olabilir takviye besin konusunda. Bizler o yönden biraz şanslıyız bölgemizde çiçeksiz mevsim pek olmuyor gibi, vede arının salkım yaptığı günler bayağı az....hepinize arı kayıpsız bir sezon dileğimle...

27 Eylül 2008

Bu arıların hiçmi dostu yok ya



Ya Allah aşkına bu arıların hiçmi dostu yok ya. Var tabiki elbette bu söylediklerimizin işin şaka tarafı.Doğanın dengesi bu tabiki. Resimden de görüldüğü gibi eşek arıları yılın bu zamanında arıları nerdeyse kovana hapsediyor. Arının aç kalması bir tarafa susuz kalmasından korkuyor insan. Bu kadar düşman hazır varken bir arkadaş daha musallat oldu. Ama bu arkadaş biraz sevimli görünüyor. Enteresandır kuşlarının kursaklarını açtığımızda içinde eşek arılarıda çıktı. Eşek arılarının çözümünü nasıl buldunuz derseniz sürek avıyla derim, toprağa açtıkları yuvaları sulanmaya gelen eşek arılarını takip ederek bulduk ve yok ettik.

20 Ağustos 2008

Su sondaj çalışmaları

Zeytin ektiğimiz bahçemizin ve ağaçlarımızın en büyük ihtiyacı olan suyu çıkarmak için bir çalışma başlattık.İşe önce bizim bilader kol gücüyle başladı baktı olacak gibi değil böyle su çıkmayacak ! işi bilen birine devredelim dedik.Yapılan çalışmalar sonucunda tarladan 60 mt.den su çıktı. Su çıkınca insanın keyfine diyecek yok, baksanıza yüzümüze yansımış.

21 Temmuz 2008

Saf organik bal


Saf organik yayla balımız satışa sunulmuştur. Petekli olarak satılmaktadır. İlgilenenlere duyurulur.İrtibat tel.0505 9003510/05336503844

10 Temmuz 2008

Arı Kolonisi Nakli




Gezginci mi desek gezginci olmayan sabit arıcılık mı desek artık bilemiyecem ama bildiğim tüm arıcıların bilmesi gereken birşey var arıları en yakın yerlere taşıyacak bile olsak taşıma kurallarını bilmeliyiz. Arıcı arkadaşım malesef bir kovan arısını taşırken başına böyle üzücü birşey geldi. Kendi deyimiyle yarım saatlik yoldu ama gelin birde onu arıya sorun. 9 çıtaya kadar olan arılarda korkulacak bir durum yok ama her ihtimale karşın kovan örtü tahtasının iptal edilerek soğan şiltesi gibi daha çok hava geçiren bir malzeme ile kovan kapağının altına geçirmek gerek. Şilte durmaz oynar diye bir korkumuz var ise havalı zımba tabancaları birkaç zımba marifetiyle onuda sabitleyebiliriz. Birde akıldan çıkarılmaması gereken konu kovanda eğer bal çok ise sağımını yapıp gitmek arının sağlığı açısında daha faydalı olacaktır, hem gittiği yerde hemen yavruya yatar hemde sıkıntı yaşamaz.Bir diğer konu yolumuz biraz uzunsa yeni çıkan yumurtaya başlamamış analı kolonileri yolculuğa dahil etmemek mümkünse daha sonra götürmek.

8 Haziran 2008

Suni Tohumlama kursu İlanı


Sonunda güzel ülkemde güzel denecek olaylarda gerçekleşiyor artık. Değerli Hocamız Dr.Devrim OSKAY' ın katkılarıyla ülkemizde bilgi transferi yapılacaktır. Bal Arısı ıslahı ve yapay tohumlama kursu Orta Doğu Teknik Üniversitesi' nde 15,16,17 Ağustos 2008 tarihlerinde yapılacaktır. Bu güzel fırsatı tüm bu ülke ve arı gönüllülerinin kaçırmayacağını biliyorum. Bilgi ve iletişim için lütfen www.anarto.com 'u ziyaret ediniz.

28 Mayıs 2008

Toplantı

Bu ayki toplantı konumuzla ilgili sitemizde çıkan ilan metni: Bu ayki MSN de üçüncü konulu toplantımız, bal arısı kolonilerinde önemli boyutda zarar veren, kontrol altında tutulmadığında arı kolonilerinin ölmesine neden olan Varro zararlısı ile ilgili. Referans olarak alacağımız makale ise sayın Prof.Dr. Ulviye Kumova‘nın “Varro İle Mücadele Yöntemleri” dir. Makaleye http://anarto.com/varroa_mucadelesi.pdf adresinden ulaşabilirsiniz. Toplantı tarihimiz 14 Haziran 2008 Cumartesi, saat 21:00- 23:00 arasında olacaktır. Toplantıya tüm arıcılar davetlidir.

19 Mayıs 2008

Ayçiçekleri açtı, cırt oğul


Bölgemizde ayçiçekleri açtı bizde malum arıları taşıdık yanlarına nasiplensin diye .Bu arada bizimde kısmetimize bir cırt oğul diye tabir edilen bir oğul düştü deniz kenarında olup kendisine kısmet olan oğul evine kadar gelen arkadaşa duyrulur. Biz arıcılar cırt oğul diye ilk çıkan döllenmmiş anadan sonra çıkan oğullara deniyor. Bu tip oğullar hem döllenmemiş anaya sahip hemde oldukça zayıf oluyor , oğulun cırt olup olmadığını ise ananın yumurta atmamasında anlıyoruz. Aslında oğul gelen kolonilerin analarını her ihtimale karşı değiştirmek lazım gelsede ben kıyamadım bir şans daha vermeye karar verdim anacığa dur bakalım ne yapacak bununda torunları firar teşeppüsünde bulunacaklarmı?.

11 Mayıs 2008

10 Mayıs Anarto toplantısı

10 Mayıs 2008 Anarto toplantısında Uludağ Arıcılık derneğinde yayınlanan Ülkemizde yaşanan koloni kayıpları konulu makale işlenmiş olup konu hakkında bilimsel veriler ışığında arıcılar bilgilendirilmiştir. Toplantı özeti çok yakında hazırlanacak olup, www.anarto.com sitesinde yayınlanacaktır.....

7 Mayıs 2008

Bölgemizden arıcılık çalışmaları



Ülkemizde arıcılar bahara erken girebilmek için kıyı bölgelerini seçtikleri şüphesiz bir gerçek ama bu sene işler ters gidipte narenciye erken paydos deyince bölgemizde ekimi son yıllarda tercih edilmeye başlanan garip düşünceli arıcıların gitmeye korktuğu ayçiçeğine doğru yolculuk başladı.Tabiki bizde ilk senden itibaren modaya uyduk ve arılarımızı hem kendi arazimiz hemde köyümüz olan yere taşıdık , artık yaz boyu oradayız. Bakalım ne olacak kısmetimizde....

24 Nisan 2008

11 Nisan Toplantı Özetleri


11 Nisanda yapılan toplantı özetleri http://www.anarto.com/ siteside yayınlanmıştır.


21 Nisan 2008

arıcılık

Kırsalda bulunan arılarımın yanına hafta sonları gidiyordum. Burada birkaç arıcı arkadaş edindim. Orada farkettim ki daha çoook çalışmamız lazım. Bizim muasır medeniyet seviyesine çıkmamız için bilimi önder edinip onun ışığıyla daha nice yollar kat etmemiz lazım. Tabiki büyük işletmelerin temellerinin sağlam olabilmesi için bu şart. Arı ile ilgili sırdır bilinmez gibi arıcılar arasında yapılan konuşmalara hepimiz şahit olmuşuzdur. Orda şunu dememiz lazım Ya ne sırrı kardeşim adamlar uzaya insan göndereli nerdeyse yüzyıl olacak daha biz bu kalıpların dışına çıkamıyoruz. Onun için bu tür laflara itibar etmeyiniz ve kendi bildiğiniz aklınıza yatan mantıklı yoldan gidiniz. Yukarıdaki resimi seçmemin sebebide şu arılıktaki arkadaşlar arılarına bakarken duman vermeden direk arıyı açıp üsten vermeleri. Sebebide yukardan verince arı aşağıya gidiyormuş. Bence alakası yok bildiğim kadarıyla arıya duman verilip 2 dakika kadar beklenirse arı sakinleşiyor.Bu sakinleşmesinin sebebi ise duman verdiğimizde yangın olduğunu sanmaları ve kovanda ne kadar bal var ise onu alıp tok olarak kovanı terk etme çalışmasına girmelerinden başka birşey değil. Haliyle arı başka şeylerle uğraşınca vede karnı tok olunca pek sizinle ilgilenemiyor.

11 Nisan 2008

toplantı


Arkadaşlar toplantı bizce çok faydalı geçti çok yakında makale şeklinde sitemizden ve anarto sitesinde yayınlanacaktır..
(www.anarto.com)




ANARTO, MSN de konulu tartişma toplantılarına başlıyor !!! İlk toplantı 11 Nisan 2008 , Cuma saat 21:00-23:00 de olacaktır.İlk konumuz, “TÜRKİYE BAL ARISI IRKLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ VE KORUNMASININ ÖNEMİ”. Bildiğimiz gibi, Türkiye nin arıcılarına ve akademisyenlerine hizmet sunan Uludağ arıcılık dergisi http://www.uludagaricilik.org.tr/dergi/index2.html internet adresinden ücretsiz olarak yayınlamaktadır. MSN de toplantıya katılacak arkadaşların, bize referans olacak, http://www.uludagaricilik.org.tr/dergi/2006/2006-1/dergi2006.1.1.pdf adresinde pdf formatında bulunan, ODTU Biyoloji bölümü öğretim üyesi, sayın Prof.Dr. Aykut Kence nin, TÜRKİYE BALARILARINDA GENETİK ÇEŞİTLİLİK VE KORUNMASININ ÖNEMİ başlıklı makalesini okuyarak gelmesi rica olunur.

6 Nisan 2008

Ana arı sezeryanı

video



Ana arı çıkışları aynı güne dek gelince bizde bir film yapalım dedik ve ana arıları sezeryan etmeye karar verdik ve ameliyat başladı. Çıkan anaları esas ana kovandan aldığımız çıtalara verdik ve bölme sayımızı çoğaltmış olduk.

22 Mart 2008

Petek düşmanı güve



Sık sık bloglara sitelere konu olan peteklerde güve havaların sıcaklaması yeniden yükselmeye başlaması nedeniyle aktif hale gelceğinden mücedelesini bir hatırlayalım dedik.Bu düşmanımızın adı güve petek güvesi. Genelde polen ve bal ile beslenir ama petek kırıntılarıylada beslendiği görülmüştür. Peteğimiz dışarıda olduğu taktirde direk peteğimize zarar verir tekrar kullanamaz hale getirir. Burdan şu anlaşılmasın güveler sadece peteğe zarar verir diye. Bilakis asıl zararı eğer zayıf bir kolonimiz var ise onlara verir. Tabiki bunun için birçok faktörün bir araya gelmesi lazım gelir. Mesela tembel bir arıcı, tembel bir ana ver uygun hava şartları (25-30 C ısı) gereklidir. Tembel arıcı nasıl yardımcı olur arısını yeterince takip edemezse ve en azından 15 günde bir koloni kontrolü yapmaz ise diğer şartlarda olgunalşırsa güve kaçınılmaz olur. Güve istilasından sonra arının toparlanaması çok çok zor olur. Güvenin zayıf kolonilerde verdiği zararlar daha şiddetli olur doğrusu güçlü kolonide gelişemez. Zayıf ta ise genelde çıta köşelerinde kovan dipleri ve köşelerinde ve kovanın dip tahtasındaki boşluklarda kendine yer bularak kurt şeklindeki zararlı pupa oluşturur. Pupadan sonrada kelebek halini alır. Ama peteğe ve kovana asıl zarar veren kurt şeklidir o direk peteği yiyerek koza oluşturur. Kovan içindeki bu zararlıdan korunmak için ise oluşturan şartların tersini yapmamız yeterli , ilaca filan gerek yok. Kovan dışındaki güve saldırılarından korunmak için ise en basidi peteğimizi derin dondurucuda 2-3 saat beklettiğimiz zaman tüm güve formlarını yok edebiliriz. Bunu yaptıktan sonrada poşetleyip kaldırabiliriz peteğimizi. Eğer bunu yapmaz isek yukarıdaki görüntü ile karşılaşmamız kaçınılmazdır bizim için.

Mücadelesi ise;
Balı süzülmüş peteklerin korunmasında fiziksel, kimyasal ve biyolojik metotlar kullanılabiliriz. Peteklerin 10 oC'nin altında örneğin soğuk hava depolarında saklanması peteklerde bulunan güve yumurtalarının açılımını ve larva gelişimini engeller. Peteklerin 12 oC'da 3 saat veya 15 o15C' de 2 saat bekletilmesi petekte bulunan yumurta da dahil olmak üzere bütün gelişme dönemlerindeki güveyi yok eder. Kimyasal mücadele olarak peteklerin saklandığı muhafazalı odalarda 1 m3 hacim için 50 g toz kükürt yakılarak peteklerde bulunan güve larvaları, pupaları ve yetişkinleri öldürülebilir. Bu uygulamada güve yumurtaları ölmediği için uygulamanın sıcaklığa bağlı olarak tekrarlanması gereklidir. Kimyasal mücadele olarak arıcılar arasında sıkça görülen naftalin kullanılmamalıdır. Kanserojen ve petrol ürünü olan naftalin bal ve balmumunda kalıntı bırakmaktadır. Biyolojik mücadele olarak uygulanan Bacillus thuringiensis'in temel peteklere katılması dış ülkelerde uygulanmakta olup ülkemizde bu uygulama henüz uygulanmamaktadır. Bunun yanısıra biyolojik mücadelede ceviz yaprağıda kullanılmaktadır. Kanımca en etkili mücadele peteklerin bir miktar buzdolaplarında saklanarak güve mücadelesi yapılması daha sonrada temizlenen peteklerin sıkıca poşetlenerek saklanması...

Yukarıda ise yaz boyu kırıntılardan veya bir şekilde kırıma uğrayan peteklerden balmumu yapılışını resimlerle anlatmak istedik.İnşallah amacımıza ulaşmışızdır.
Resimlerde görünmeyen ayrıntı ise petekleri eritirken tenekenin içine bir miktar su konulmalı daha sonra soğuma aşamasında suyun üzerine çıkan sıvı bal mumunun bir kepçe yardımı ile ayrılır.



19 Mart 2008

Yeni arıcı?


Sanal alemde var olan sitesine birde blogların cazibesine dayanamıyaraktan bir hocamız daha geldi Sayın Muhsin Doğaroğlu. Ülkemiz Arıcılık camiasında zaten kendisini tanımıyan yok gibi. Bizlerde ülkemizi karış karış gezerekten verdiği güzel bilgilerden tanıyoruz kendisini. Buradan değerli hocamıza hoşgeldin diyoruz....Hocam değerli çalışmalarınızı bekliyoruz...
www.azizler.blogspot.com
resim azizler.blogspot.com dan alınmıştır.

3 Mart 2008

Toplantı

Anadolulu arıcılar olarak her ayın ikinci cumartesi günü Msn' de toplanmak istiyoruz, İlk toplantı Mart ayının 15. nde saat 21;00/23;00 arası arı dostlarını bekliyoruz. Devrim hoca yol gösterenemiz olaraktan bir beyin fırtınası şeklinde olmasını planlıyoruz. Kısmet olursa çok faydalı herkesin katkıda bulunacağı bir çalışma olacak bu. www.anarto.com
her türlü iletişim için: anarto.anarto@gmail.com

1 Mart 2008

Bahar çalışmaları







Yurdumuzun Güneyine ve Ege bölgesinde bahar emmareleri görümeye başlandı hatta baharda geldi diyebiliriz.Tabiki bahar gelince ilk yapılacak iş 1/1 (şeker/su) oranında teşvik şerbetine başlamak ve uygun bir vakittede kovanı içi temizliği yapmak olacaktır. Bu arada unutmadan önemli bir mücadeleyide belirtmek lazımdır ki oda varroa mücadelesi . Bu bahar ben fuluvanite etkin maddeli bir ürün kullandım .% 20 oranında zeytinyağı karışımını 10 cm'e 2 cm ebatında karton mukavvaye emdirerek kovan içine koydum. İlerleyen vakitte oksalitte kullanacağım şimdi kullanmama sebebim ise kıştan arılarım aşırı güçsüz olması ve üşütme korkum. Hep bu arada diyoruz ama aklımıza gelince söylüyor ne yapalım. Bu arada Ana kontrolünüde pas geçmeyelim dedik ve ettik. Geçen haftadan yumurtasız gördüğümüz kolonide sebepsiz ana kaybı yaşanmış ve hemen yumurtalı bir çıta ile ana memesi yapmasına teşvik edildi. Yapılacak işleri maddelersek;
1-Varroa mücadelesi
2-Ana kontrolü
3-Kovan iç temizliği
4-Teşvik şerbetlemesinin başlaması(Kendimi pek arıcı olarak görmüyorum ama yinede söylüyeyim teşvik şerbetlemesi bence arı gelişiminde en etkili şey. Siz siz olun balı var bilmem piyasada bal var diye şerbetlemeyi ihmal etmeyin Allah muhavaza arı 2 gün içinde aç kalabilir veya yavru atışını kesebilir.HAtta şöyle bile diyebiliriz. ""Ne kadar şerbet o kadar yavru''..

6 Şubat 2008

Sayın Arı bakanından istekler


Arı Bakanına açık mektup;


Yapılacaklar;


1-Arı Zararlıları Gen. Müd.lüğü kurulacak,


2-Eşek arıları mücadele daire başkanlığı kurulacak,


3-Arı kuşu ile mücadele daire başkanlığı kurulacak,(Mümkünse sınıra set çekilecek ülkeye girişi engellenecek)


4-Teşvik sistemi değişecek her ana değil her yavru için direk anaya teşvik verilecek(şurup vb.)


5-Nöbetçi acil kamyon servisi kurulacak


Arı bakanının affına sığınaraktan aklımızdakileri şaka yoluyla duyurak dedik.

26 Ocak 2008

Bu yıl kuraklık

Muhsin hocamın geçen sene ilimizde vermiş olduğu konferansa katılmıştımda oradamı bahsetti yoksa yayınlarındanmı okudum tam hatırlayamadım ama şu sözünü hatırlıyorum.Balsız geçen sezonları kuraklığa bağlamayın kuraklık diye birşey yoktur kuraklık olsa bitkiler olmaz bitkiler olmayınca hayvanlar olmaz demişti. Hocam elbetteki doğru söylüyordur. Belkide bilimin kuraklık tanımı halk arasındaki tanımdan farklıdır bilemiyorum ama bence 2007 yılı biraz farklı geçti diyelim diğer yıllara göre ilimizde. Çünkü resimdeki bitki bölgemizde geçen yıl açmıştı bu sene hiç görmedim ayrıca bölgemizde pürenlerde açmadı malesef yağmur çok geç yağdı. İnşallah bu sene iyi geçer temennisinde bulunalım. Elemanların keyfi olmayınca bizimde olmuyor bre.

Kraliçe



Resimlerden de anlaşılacağı üzere arkadaşlar pek birbilerine tahammül edemiyorlar ve gördükleri yerde birbirini kesiyor diyelim.(?) Yalnız kraliçe arılar birbirlerinimi kesiyorlar yoksa işç, arı tarafındanmı yok ediliyorlar tam emin değilim.Okuduğum kaynaklar birbirlerine üstünlük sağladıkları yönünde ama ben henüz şahit olmadım olaya. Üsteki resimde karşılaşmanın mağlubu var malesef pek karşılaştırmak istememiştik ama zamanında yetişemedim.Tabiki resimler geçen seneye ait ama olayı hatırlıyorum.